Gümüşhane Şehri Nasıl Yazılır? Antropolojik Bir Bakışla Şehir Adının Derinliklerine Yolculuk Kültürlerin çeşitliliğini merak eden bir antropolog olarak, her kelime ve her sembolün toplumsal hafızanın bir parçası olduğuna inanırım. Özellikle şehir isimleri, bir yerin tarihi, kültürel yapısı ve toplumunun kimliği hakkında derin ipuçları sunar. Bugün, “Gümüşhane” şehrinin ismi üzerinden bir yolculuğa çıkacağız. Bu şehir isminin kökeni ve yazımı, sadece bir dil bilgisi meselesi değil; aynı zamanda bir topluluğun kimlik, tarih ve kültürle kurduğu bağların da bir yansımasıdır. Peki, Gümüşhane nasıl yazılır ve bu yazım, şehri nasıl anlatır? İşte bu soruya antropolojik bir bakış açısıyla yaklaşacağız. Gümüşhane’nin İsminin Kökeni: Bir Efsane…
Yorum BırakGünlük İlham Yazılar
Hanefilik Nedir Kısaca Tanımı? İnanç, Akıl ve Yaşam Arasında Bir Denge Hiç düşündünüz mü, neden bazı toplumlar dinî konularda diğerlerinden daha esnek, daha akılcı ve uyumlu bir çizgi benimser? İşte tam da burada karşımıza çıkan kavramlardan biri: Hanefilik. Bu yazıda sadece “Hanefilik nedir?” sorusunun cevabını vermekle kalmayacağız; aynı zamanda bu mezhebin insan hayatına, toplumsal düzenlere ve düşünce dünyasına nasıl dokunduğunu hikâyeler, veriler ve örneklerle anlatacağız. Hazırsanız, hem tarihin hem insan hikâyelerinin içinden geçen bir yolculuğa çıkalım. Hanefilik Nedir? Kısa Ama Derin Bir Tanım Hanefilik, İslam hukukunda (fıkıh) dört büyük Sünni mezhepten biridir. Kurucusu olarak kabul edilen İmam-ı Azam Ebû Hanîfe…
Yorum BırakGöbekli Tepe’yi Kim Yapmıştır? İnsanlık Tarihinin En Eski Sırrı Dünyanın en eski tapınağı olarak bilinen Göbekli Tepe, insanlık tarihini yeniden yazdıran bir keşif olarak kabul edilir. Şanlıurfa yakınlarında, MÖ 9600-8200 yıllarına tarihlenen bu arkeolojik alan, sadece taşlardan oluşan bir yapı değil; insanın inanç, toplumsal düzen ve kültürel gelişim hikâyesinin başlangıç noktasıdır. Ancak en çok merak edilen soru hâlâ geçerliliğini koruyor: Göbekli Tepe’yi kim yaptı? Avcı-Toplayıcılardan İnançlı Toplumlara Göbekli Tepe’nin inşası, yerleşik hayata geçişin hemen öncesine denk gelir. Yani bu anıtı inşa edenler, henüz tarımı keşfetmemiş, hayvanları evcilleştirmemiş, göçebe avcı-toplayıcı topluluklardı. Bu bilgi, arkeoloji dünyasında devrim niteliğindeydi. Çünkü o zamana dek…
Yorum BırakBir Cümleden Fazlası: “Cep Harçlığı” Üzerine Düşünmek Toplumun küçük ama anlamlı kavramlarından biri var: cep harçlığı. İlk bakışta sadece birkaç liranın adı gibi durur, ama aslında çocukluk anılarımızı, ebeveynlerimizin bakış açılarını, hatta toplumsal cinsiyet rollerini bile içinde taşır. Bu yazıda “cep harçlığı nasıl yazılır?” sorusunun ötesine geçip, kelimenin ardındaki eşitlik, adalet ve sevgi temasına dokunalım. Cep Harçlığı: Bir Dil Meselesinden Daha Fazlası Dil, toplumun aynasıdır. “Cep harçlığı” kelimesi TDK’ya göre ayrı yazılır; çünkü “cep” bir yer, “harçlık” ise verilen para anlamını taşır. Yani doğru yazımı cep harçlığı şeklindedir. Ama kelimenin yazımından daha önemli olan, onun temsil ettiği değerlerdir. Kime, ne…
Yorum BırakKültürlerin Gözüyle: Glokom Tedavi Edilmezse Ne Olur? Bir antropolog için göz yalnızca biyolojik bir organ değil, aynı zamanda kültürlerin hafızasında derin izler bırakan bir semboldür. Glokom gibi hastalıklar, farklı toplumlarda yalnızca tıbbi bir sorun değil; ritüellerin, topluluk yapılarının ve kimliklerin şekillenmesinde de rol oynamıştır. Bugün “Glokom tedavi edilmezse ne olur?” sorusunu sorarken, yalnızca klinik sonuçlara değil; aynı zamanda tarih boyunca kültürlerin bu kaybı nasıl anlamlandırdığına da bakmak gerekir. — Gözün Antropolojik Anlamı Sembol Olarak Göz Eski Mısır’dan günümüzün modern toplumlarına kadar göz, bilgelik, gözetim ve kutsallıkla ilişkilendirilmiştir. “Her şeyi gören göz” miti, bireylerin toplum içindeki rollerini şekillendirmiştir. Görme kaybı ise…
Yorum BırakHavai Hat Kaç Volt? Farklı Yaklaşımlarla Anlamak Gelin “Havai hat kaç volt?” sorusuna birlikte, farklı pencerelerden bakarak yaklaşalım. Cinsiyete dayalı genellemeler yerine iki yaygın düşünme biçimini yan yana koyacağım: veri/performans odaklı yaklaşım ve insan/toplumsal etki odaklı yaklaşım. Böylece hem teknik doğruluk hem de gerçek hayat etkileri bir arada görünür olacak. Kısa cevap: Havai hatlar birkaç yüz volttan yüz binlerce volta kadar değişir. Yaygın aralıklar: Alçak gerilim: 230/400 V; Orta gerilim: ~10–36 kV (Türkiye’de çok yaygın: 34,5 kV); İletim (yüksek/ekstra yüksek): ~110–400 kV (Türkiye’de tipik: 154 kV ve 380 kV); bazı ülkelerde 800 kV+ ultra yüksek gerilim de vardır. “Havai hat…
Yorum BırakGermenler Hangi Ülke? Toplumsal Bir Analiz Toplumsal yapılar, insanlar arasındaki ilişkileri şekillendirir, bireylerin dünyaya bakış açısını ve davranış biçimlerini etkiler. Bir toplumun nasıl var olduğunu, neye inandığını ve nasıl işlediğini anlamaya çalışan bir araştırmacı olarak, her toplumun temel yapısının toplumsal normlar, değerler ve pratiklerle nasıl inşa edildiğini görmek isterim. Bugün, Germenler ve onların toplumsal yapıları üzerine bir bakış açısı geliştireceğiz. Germenler kimdir? Hangi ülkelere aittir? Bu sorulara, yalnızca tarihsel bir yanıt vermekle kalmayacak, aynı zamanda toplumsal normların, cinsiyet rollerinin ve kültürel pratiklerin nasıl şekillendiğini de keşfedeceğiz. Germenler: Tarihsel Bir Köken ve Coğrafi Yansımalar Germenler, tarihsel bir halk ve dilsel bir…
Yorum BırakGerekecek Nasıl Yazılır? Tarihsel Bir Yolculuk ve Dilin Evrimi Bir Tarihçinin Gözünden: Dilin Dönüşümüne Bir Bakış Dil, toplumların düşünce biçimlerini, kültürel değerlerini ve tarihsel süreçlerini taşıyan en önemli araçlardan biridir. Zaman içinde dilin evrimi, insanlık tarihinin derinliklerinden gelen bir yolculuk gibidir. Bu yolculukta, yazım kuralları, kelimeler ve ifadeler de sürekli bir değişim göstermiştir. Bu yazı, “gerekecek nasıl yazılır?” sorusunun arkasındaki dilsel dönüşümü ve toplumsal etkileri anlamaya yönelik bir çaba olarak şekilleniyor. Dil, zamanla sadece iletişimi kolaylaştıran bir araç değil, aynı zamanda toplumsal yapıyı, değişimleri ve hatta kırılma noktalarını da yansıtan bir aynadır. Osmanlı’dan günümüze kadar, dilin doğru kullanımı ve yazım…
Yorum BırakHamlayan Vücuda Ne İyi Gelir? Toplumsal Cinsiyet, Çeşitlilik ve Sosyal Adalet Perspektifinden Bir Bakış Hamlayan bir vücut, sadece fiziksel bir yorgunluğun değil, bazen duygusal, toplumsal ve hatta zihinsel yüklerin de dışa vurumudur. Bu yazıyı yazarken, birçoğumuzun hissettiği ama dile getirmekte zorlandığı o ortak noktadan başlamak istedim: “Neden bedenimiz bazen bizden önce yorulur?” Bu sorunun cevabı yalnızca kaslarda ya da eklemlerde değil, toplumun bizi biçimlendiren katmanlarında gizli. Hamlayan bir vücut bazen adaletsiz bir sistemin, bazen de görünmeyen rollerin sessiz çığlığı olabilir. — Toplumsal Cinsiyetin Vücut Üzerindeki Görünmeyen Etkisi Kadınlar, erkekler ve kendini bu ikili kalıpların dışında tanımlayan bireyler, bedenle kurdukları ilişkiyi…
Yorum BırakBaşını Gözünü Yarmak Deyimi Ne Anlama Gelir? Felsefi Bir Bakışla Şiddetin, Bilginin ve Varoluşun Sınırları Bir filozofun gözünden bakıldığında, dil yalnızca iletişimin değil, düşüncenin de biçimidir. Sözcükler, bir toplumun değerlerini, korkularını ve eğilimlerini yansıtır. “Başını gözünü yarmak” deyimi de bu derin yapının içinden seslenir bize — bir şiddet eylemini anlatırken, aslında insanın öfke, kontrol ve etik sınırlarıyla olan mücadelesine dair çok şey söyler. Bu yazıda, bu halk deyimini üç felsefi eksende inceleyeceğiz: etik (eylemin doğruluğu), epistemoloji (bilginin kaynağı), ve ontoloji (varlığın doğası). Çünkü bir deyimin içinde, bir toplumun düşünme biçimi gizlidir. Etik Perspektif: Şiddetin Meşrulaştırılması mı, Uyarının Dili mi? Etik…
Yorum Bırak